|
Tweet |
İnegöl’de eşi ile beraber bayan kuaförü açan Kaan Turan (27), eşinin hamile olması ve kendisinin farklı sektörlerdeki işletmelerinin bulunması nedeni ile kuaför kısmı için A.B. isimli kadını işe aldı.
Yaklaşık 1 yıllık süre içerisinde hesapları kontrol eden Kaan Turan (27), hesaplardaki çelişkileri tespit etti. Müşterilerden alınan paraların bir kısmının kasaya girmediğini tespit eden Turan, işyerindeki gelir gider kısmına bakan A.B. ile iletişime geçti.
Tatmin edici cevaplar alamayan Turan, sonrasında ise hesapları tek tek inceleme kararı aldı. Hesaplardaki incelemelerin ardından toplam 60 bin liralık bir vurgun yapıldığını tespit etti.
A.B.’nin kendi el yazısı ile hesapları tuttuğunu ve bu hesaplara göre de 60 bin liralık bir paranın ortada olmadığını belirten Turan, tüm delillerin ortada olduğunu ve konuyu yargıya taşıdığını ifade etti.
Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Turan, şu ifadeleri kullandı:
“2019 Kasım ayında dükkân tuttum güzellik salonu yapmak üzere. Eşim kuaför, güzellik salonu işlemleri için hem personel aramaya başladım hem de salonun tadilat dekorasyon işlerine başladık. O arada birisi A.B. isimli kadının normalde güzellik salonunda çalıştığını, 3-4 aydır da işsiz olduğunu söyledi. Kendisine ulaştık, çağırdık. Güzellik salonu kısmını komple çevirecek birine ihtiyacımız olduğunu ne kadar bilgisi olduğunu sorduk. Kendisini daha önceki çalıştığı yerlerde karşılamada danışmada ve lazer epilasyon işlemlerinde çalıştırdıklarını söyledi. Yeni açılan bir yer olduğumuz için ihtiyacımızı karşılayacağını düşündük. Yeni bir yer olduğumuz için asgari ücretle başlaması konusunda kendisiyle mutabık olduk.
Kendisi babasından 2 bin lira gibi bir ölüm maaşı aldığını, durumunun kötü olduğunu, sigortası başlarsa bu maaşın kesileceğini ve maaşına haciz işlemi olacağını söyleyip, çalışmasının bir anlamı kalmayacağını, daha önceki iş yerlerinde de bu şekilde çalıştığını beyan etti. Farklı bir personel bulamadığımız için kendisinin bu durumunu geçici olarak kabul ettik. Ben eğer ki sigortasını yapmış olsaydım, devlet daha önce sigortaya girmemiş bayanlara iki seneye yakın teşvik veriyor zaten, herhangi bir külfiyeti olmayacaktı. Yani benim bu sigorta işinden bir menfaatim asla olmadı. Salonun tadilatının başlamasıyla beraber, eşimin hamile olduğu haberini aldım. İş böyle olunca hamilelik ve hamilelikten sonra uzun bir süre salonla ilgilenemeyeceği için salonla alakalı planlamaları eşim üzerinden yapmadık. Aralık 2019’da salonumuzu açtık. Salon bayanlara özel olduğu için benim iş saatinde içeri girmem pek mümkün olmuyordu. Yani bir takip mekanizması kuramadık. Kendisi daha önce yoğun yerlerde çalıştığını ve ‘İşleyiş böyle oluyor bunun hesabını böyle tutuyoruz. Şunu şöyle yapıyoruz’ diye bizi yönlendirdi. Bende aklıma yatana tamam dedim, yatmayana bu şekilde yapacaksın diye düzelttim.
Benim dışardan reklam konusunda ciddi bir desteğim oldu. Salona devamlı kampanyalar, reklamlar derken ilk ay salonumuzu müşteriyle doldurduk çok şükür. Eşim hamilelik dolayısıyla salondan komple çekildi. A.B isimli kadın kasayı, düzeni, personel alımlarını, mal alımlarını, yani bütün salonu emanet etmek zorunda kaldık. Mart ayında ilk korona vakasıyla salonları kapattılar. Yani 3-4 ay gibi bir süre çok güzel yoğun çalıştıktan sonra ara vermek zorunda kaldık. Daha sonra tekrar açıldığımızda 3-4 ay işlerimiz kasalarımız asla o ilk 3 ay gibi olmadı ama düzenli bir iş artışını, yoğunluğu, makinalarımızdaki sayaçlardan süzebiliyorduk.
Kendisiyle uzun süre yanına başka personeller alınması konusunda uzlaşamadık. Kuaför bölümünün ustasının, kalfasının, çırağının, güzellik bölümünün temizlik, karşılama gibi durumlarda yardımcı olduğunu başka birine gerek olmadığını söyledi devamlı. Tüm salonun kasasını bütün hesabını kendisi tutuyordu. Ben bir dönem sonra seansların artması, kendisinin fazla seanslara girmekten satışa yönelemediği gerekçesiyle yanına estetiysen aldım. Daha sonra bir tane daha aldık, derken 5-6 kişiye ulaştık. Kendisini müdür şeklinde konumlandırdım. Satışları ve hesapları kendine bıraktık. Ben bu dönemde hem dünyaya gelen kızımla hem başka sektörlerde iki dükkanımın olması sebebiyle salonla fazla ilgilenemedim. Oda bize devamlı para getirdi. Pandemi dönemindeki herkesteki iş yokluğunda bile bana yine de para kazandırdığı ve kendim girip çalışmam mümkün olmayan bir yer olmadığı için kendisinin üzerine gitmedim. Ne dediyse tamam dedik. Düzeni kendisi kurdu. 2020’nin Ağustos, Eylül ayı gibi taleplerin, işlerimizin artması, yerimizin küçük olması sebebiyle, yeni bir yer arayışına geçtim. Daha düzenli, daha şık bir salon ve güzel bir takip mekanizması kurmak istedim. Şebboy Caddesi’ndeki yeni yerimize 9 ya da 10. ayda geçtik. Eski yerimize göre çok daha büyük, çok daha şık, kaliteli bir yer yaptım. İşlerimiz yeni yere geçmemize rağmen istediğim düzeyde artmadı. Sorduğum sorulara devamlı kaçamak, tuhaf cevaplar almaya başladım. Sistem araştırması yapıyordum o arada. İstanbul’dan özel bir şirketin salonlar için oluşturduğu özel bir muhasebe, randevu, takip programı satın aldım. Geriye dönükte bütün kasalarımızı, müşterilerimizi, işleyebileceğimizi söylediler. Programa entegre güzel bir bilgilendirme SMS sistemi de olduğu için bütün eski müşterilerimizin de kaydı olsun diye bütün müşteri dosyalarını işlemelerini söyledim. Salondaki tüm müşteri dosyaları sisteme işlenecekti, daha sonrasında randevularında girişini bu sistemden yapıp randevu ve kasa takibini bende düzenli inceleyebilecektim. Yaklaşık bir ay bütün müşteri dosyalarını sisteme işlemesini istedim. A.B. isimli kadın, bana böyle sistemlere gerek olmadığını, bizim düzenimizin güzel olduğunu söylese de en son salondaki bütün dosyaları sisteme işlettim. Kendisi bana bir ara yüzünün, burnunun mor olduğu bir resim atıp, dayak yediğini burnunun çatladığını söylemişti. Bu yüzden ameliyat olması gerektiğini söyledi. Aslında derdi burnuna estetik yaptırmaktı. Söylüyordu ara ara. İşten kovduktan sonra öğrendik ki o resmi kendine makyaj yapıp atmış öyle bir dayak yeme durumu da yokmuş. Pandemi sebebiyle bu tip ameliyatlar yapılmıyormuş. Muhtemelen doktorada bu resmi atmıştır. Doktorla olan yazışmalarını bana atmıştı, duruyor.
Yılbaşı’na bir şekilde doktoru ameliyatını ayarladı. Ben ona işlerini randevularını en az bir hafta on gün gelmeyecekmiş gibi ayarlamasını söylesem de o devamlı ameliyattan sonra ben hemen gelirim, duramam, salonu bırakamam gibi kelimeler kullandı. Meğer derdi dosyalara evraklara başka biri bakarsa, yaptıklarının ortaya çıkması korkusuymuş. Daha sonra anladık. Yılbaşı’nda pandemi sebebiyle birkaç gün yasak olduğu için hem programa güzelce işleyebilmek için hem bir kontrol amaçlı salondaki bütün müşteri dosyalarını, randevu defterini, kasa defterini eve götürdüm. Randevu defterinde önümüzdeki zamanlara alınmış randevuları sisteme girmeye kalktığımda sistem her 3 müşteriden birinde devamlı müşteri kaydının sistemde olmadığını söyledi. Aslında randevusu olan müşterilerin dosyasının açılmış olması ve sistemde kaydı olması gerekiyordu. Bu durumu kendine sorduğumda çok kaçamak cevaplar verdiği için hesapları, dosyaları detaylı inceleme kararı aldım.
Kasa defterinden rasgele bir sayfa açtım. Allah’ın işidir ki daha ilk açtığım sayfada bir hesap hatası vardı. K kartı yazılanları topladığımda 1144 lira yapıyor ama kasa hesabında k kartı 1444 lira yazıyordu. Gün sonunu buldum, 1144 lira olan doğruydu. Gün sonu 1144 lirayken, 1444 lira yazılıp kasa hesabına tam yazmıştı. Yani aslında gerçek kasadan 300 lira çalınmıştı. Kendine bunu da sordum. Cevap veremedi. Müşteri dosyalarını incelemeye başladım. Daha ilk baktığım müşterinin dosyasında, tarihli bir şekilde 500 lira ödeme yaptığını kendi el yazısıyla yazmış. Aynı gün kasa defterine gene kendi el yazısıyla müşteri ismiyle 500 lirayı 300 lira yazdığını fark ettim. Müşteriyi aradığımda müşteri kasa defterinde yazılan tarihte 500 lira ödeme yaptığını söyledi. Zaten kendisi de müşterinin dosyasına o şekilde not etmişti. İşin altından bu şekilde kalkamayacağımı düşünerek, kendi el yazısıyla lazer müşterilerinin dosyalarına yazdığı rakamları topladım. Daha sonra kasa defterindeki lazer ödemelerini topladım. Arada sadece lazerle alakalı tam 30 bin lira fark çıktı. Bu itirazı mümkün olmayan, iki tarafta da kendi el yazısıyla beyan ettiği rakamlardı. Daha sonra randevu defterinde defalarca adı geçen memnuniyet formlarına, defalarca memnuniyet yazısı yazan ama dosyası olmayan, işleme gelen parası alınmış müşteriler olduğunu, toptancı hesaplarına baktığımızda toptancıya verdiğini beyan ettiği paraları vermediğini, maaş prim hesaplarında bile dalavere çevirdiğini fark ettim.
Kısacası elinin değdiği her yerden bir şeyler eksilmişti. Acaba mı dediğim hesaba otururuz, ben bir şey kaçırmışımdır, açıklar bizi rezil eder dediğim her şeyi silmeme rağmen hesabı 60 bin liradan aşağı düşüremedik. Yasaklar kapanmalar falan derken aşağı yukarı 8-9 aylık net bir çalışma süresinde yaptıklarından yakalayabildiğim net 60 bin lira açık var. İşlemi bitmiş, artık salona gelmeyen müşterilerden dosyasını yırtıp atmış olsa bunları göremiyoruz. Daha neler gitti bilmiyorum. Ben bunları fark edince kendisiyle baş edemeyeceğimi bildiğim için direk avukata gittim. Hemen mahkemeye vermeyi talep ettim. Avukata dosyaları evrakları gösterdiğimde bu şekilde şeylerin devamlı olduğunu, bu durumda zaten itiraz edilebilir bir şey olmayacağını söyledi. Ben kendisiyle uğraşamayacağımı belirttiğimde avukatım, numaramı at ona ben izah ederim dedi. A. B. isimli kadın ertesi gün arayıp yalvarmaya başladı. Durumu kabul etti. Benden vakit istedi. 60 bin lirayı bana getireceğini, 15 gün gibi bir sürede bana teslim edeceğini belirtti. Bana bu şekilde arayıp arayıp yalvarıp. Bir yandan da ortalıkta kendine iftira atıldığını söylüyormuş tabi ki. Herkes birden salondan kovulmasından durumu anladı. Bir şeyler anlatması gerekiyordu sonuçta. 15 gün içerisinde bir iki kere avukatımı arayıp 30 bin lira 40 bin lira gibi paralar teklif ettiler. Ben asla kabul etmedim. 60 bin lirayı toplayamamış olacak ki kendine Bursa’dan başka bir avukat bulmuş. Nasıl bir akıl aldıysa uzlaştırmadan kâğıt geldi. Çok şükür ki bütün whatsapp yazışmalarımız duruyor. Maaşını ne zaman almış ne kadar alacağı kalmış, her ay konuşmuşuz. İzin aldığı günler, geldiği gittiği her şey whatsapp konuşmalarında mevcut. Ayrıldığı gün ameliyat olacağı için maaşını kendisine teslim etmişiz, hesabı da whatsapp üzerinden görmüşüz. Arabulucu avukat aradığında yüzsüzlüğün bu kadarı dedim. Benden 15 bin lira ücret alacağı varmış. Hafta tatili vermemişsiniz, ulusal bayramlarda çalışmış gibi bahanelerden 40 bin lira istekle dava açacaklarmış. İşin aksi tarafı, çalıştığı dönem boyunca bütün ulusal bayramlar pandemi sebebiyle yasakmış, bir tanesi çalışma günümüze denk gelmiş. Onda da izin almış, kaydı var aldığı izinin. Arabulucu avukat bile duruma çok şaşırdı. Benim avukatım durumu öğrenmek için onun avukatını aradığında, sigortasını yapmamışsınız size oradan dava açacağız, vergi dairesine şikâyet edebiliriz, sizde 100 bine yakın ceza yersiniz, sizde dava açmayın bizde dava açmayalım cevabını aldık. Ben bu durumu da asla kabul etmedim. Hemen sigortaya gidip cezasını ödemeyi göze alıp, geriye dönük girişini yaptım. Bu onun kendi isteği şartıydı. Asla bir tehdit konusu olamazdı. Girişini yaptırdık, cezamızı yedik, davamızı açtık. Onun beni tehdit edebileceği hiçbir unsur bırakmadım.
Bu arada beni bıçaklatmak, öldürtmek, dükkanıma, işletmelerime amansız tehditler göndermeye başladı. İnsanlardan ricacı oluyormuş Kaan’a zarar verir misiniz diye. Şahsıma ve eşime türlü iftiralar atmaya başladı. Allah’tan kendisini ve beni tanıyan insanlar kimin neyin ne olduğunu bildikleri için itibar etmediler. Konu şu an yargıya taşındı. Yaptığı her şeyin hesabını verecek. Alnımız ak, kimseye iftira atmıyoruz. Sunduğumuz tüm evraklar kendi el yazısıyla, kendi beyanları doğrultusunda doldurulmuş evraklar. Kendisi gittikten sonra işlerimiz ikiye katlandı. Bir sene boyunca işten anlamıyoruz diye ağzımıza bal sürüp kovanı evine taşımış. Geçtiğimiz günlerde Bursa’da İskender işletmesinin başına gelen bir olayı okudum. Garson adisyon kesmemiş ya da eksik kesmiş. Kasacı parayı işlememiş, öteki başka bir şeyler yapıp adamı bir sürü zarara uğratmışlar. Bizim işletmemizde de yapılanların hepsi birebir aynı ama tek fark; bizdeki tek kişilik dev kadro. Her şeyi kendisi halletmiş”