|
Tweet |
“Sorunların Kaynağı Derin Bir Çürüme Süreci”
Şen, ülkede ekonomi, güvenlik ve siyasetin yoğun şekilde tartışıldığını ancak sorunların kalıcı hale gelmesinin insanın, toplumun ve kurumların birlikte aşındığı derin bir çözülme sürecinden kaynaklandığını ifade etti. Bu sürecin geçici bir kriz değil, zamanla derinleşen yapısal bir bozulma olduğunu vurguladı.
Bireyin hayatını anlamdan koparmasıyla sorumluluk duygusunun zayıfladığını belirten Şen, “Doğru mu?” sorusunun yerini “Bana ne kazandırır?” anlayışının aldığını, bunun da iş hayatında haksızlıkları, kamuda torpili ve günlük hayatta yalanın sıradanlaşmasını beraberinde getirdiğini söyledi.
Aile Yapısına Dikkat Çekti
Toplumsal çözülmenin en belirgin yansımalarından birinin aile kurumunda görüldüğünü dile getiren Şen, ailelerin ekonomik baskılar, iletişimsizlik ve güvensizlik altında ayakta kalmaya çalıştığını kaydetti.
2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesine rağmen ailelerin ekonomik ve sosyal haklar açısından kayıplar yaşadığını savunan Şen, aile yapısının yeterli destek görmediğini ifade etti.
Liyakat ve Adalet Vurgusu
Toplumsal çözülmenin kurumlara da yansıdığını belirten Şen, liyakatin geri plana itildiğini, kayırmacılığın yaygınlaştığını ve adalete olan güvenin zedelendiğini söyledi.
Siyasetin ahlaki zeminini kaybetmesi halinde hizmet yarışının yerini çıkar mücadelesinin aldığını ifade eden Şen, kamu imkânlarının rant aracına dönüşmesinin toplumun tamamına zarar verdiğini dile getirdi.
Çocuk Güvenliği ve Toplumsal Barış Çağrısı
Açıklamada kayıp çocuklara ilişkin soruların şeffaf şekilde yanıtlanması gerektiği vurgulanarak, çocuk güvenliğinin siyasi tartışmaların gölgesinde bırakılmaması gerektiği belirtildi.
Toplumu ayrıştıran ve kutuplaştıran söylemlerle mücadele edilmesi gerektiğini ifade eden Şen, toplumsal barışı zedeleyen yaklaşımların devlet yönetiminde yer bulmaması gerektiğini söyledi.
“Çözüm Ahlak ve Maneviyatın Yeniden İnşasıdır”
Şen, yaşanan sorunların ahlaki ve manevi zeminin kaybedilmesinden kaynaklandığını belirterek, çözümün yalnızca siyasi hamlelerle değil, ahlak ve maneviyat bilincinin yeniden inşa edilmesiyle mümkün olacağını ifade etti.
Saadet Partisi olarak siyaseti bir menfaat alanı değil, emanet ve sorumluluk alanı olarak gördüklerini vurgulayan Şen, insanı merkeze alan adil bir düzenin mümkün olduğunu dile getirdi.
Şen açıklamasını, “Çürümeye karşı durmak bir tercih değil; vicdani, insani ve vatan borcudur” sözleriyle tamamladı.